LS 07|Trees Submissions - Treepolis by Russ Rowland
All images © courtesy of Russ Rowland
ANLAMLIDIR ANKARA ‘YA GİTMEK.
Aştide sabah vakti otobüsten inerken şöföre , seni O ‘na kavuşturdugu için içten bir teşekkür etmektir … Bavulunu alıp ayak attığın anda dişlerinin titremesidir , belki ayazdan belki de heyecandan O ‘nunla aynı şehirde ANKARA ‘da olmandan .
Soğuk mudur ? Evet …
Üşür müsünüz ?? Kalbiniz öyle sıcak atmaktadır ki , kar yağsa , -10 derece olsa ne yazar?
Vapurlara , tranvaylara inat ; metro’yu, ANKARAy ‘ı ,körüklü otobüsü kullanmayı özlemişsinizdir . Aklınızdan her durakta O ‘nun içinde olduğu onlarca ANKARA anısı geçer , yolculuk hiç bitmesin otobüs , metro , ANKARAy ineceğiniz durağa hiç gelmesin istersiniz .
Derken Kızılay ‘da bulmuşsunuzdur kendinizi… O her bulusma anınızda buluşma yeri olarak belirlediğiniz Ykm’nin önü , yine size bakmaktadır. Sanki göz kırpar , hoşgeldin ANKARA ‘ya O ‘nun yanına dercesine …
ANKARA ‘ya gitmenin tek bir güzel yanı yoktur ki , onlarca vardır… Kuğulu parkta O ‘nunla bank’ta oturmanın yada İzmir caddesinde ki o masum ellerini tuturken avuç içinizin terlemesinin verdiği tadı başka bir şey verebilir mi?
Sinema izlemenin bile zevki başkadır onunla ANKARA’da . Ankamall’müş, Büyülüfener’miş farketmez, O ‘nlasınızdır işte…
Kısacası ANKARA’yı ANKARA yapan ; yaşanmışlıklardır , hatıralardır ve tabiki
O
‘dur…
İşte bu yüzden O önce Allah’a sonra sana emanet ANKARA.
O ‘na iyi bak Allah AŞK ‘ına..



